|
Yeryüzünün Düşü ve Kâbusu
SAYI NO:
02 / Ekim 1999
Yeryüzünün düşü ve kâbusu
Bir ağaç neye yarar?
Ormanlarımızın Geleceği
Dağlarca'nın Yeşil Konuşmaları
Ot: Toprağın Üvey Evladı
Karadeniz'in Çığlığı
Orman Hayvanları
Bu Yol Çöle Çıkar
Asit Yağmurları
Anıt Ağaçlar
|
PDF dosyaları açmak için sisteminizde yüklü olması gereken programlar
Adobe Reader 6.0
Winzip
|
|
AĞAÇLAR KAÇAMAZ Yazı: Ayhan Atakol
|
|
|
İnsan türü, günümüzde hızla çoğalıyor. Çoğaldıkça ve gerekli gereksiz ihtiyaçları doğrultusunda doğal alanları istila ediyor. Birleşmiş Milletler'in tahminine göre nüfus artışı ve bu artışa karşılık veremeyen doğal kaynaklar nedeniyle 21. yüzyılın ilk yarısında dünyadaki açlık tehlikesinin boyutları, tahmin edilemeyen ölçülere ulaşacak. Açlık tehlikesi önlenemediği takdirde sekiz yüz milyon insanın öleceği, bunun iki yüz milyonunun beş yaşın altındaki çocuklar olacağı bildiriliyor.
|
|
|
İnsanla ağacın ilişkisi, yüz binlerce yıllık bir geçmişe dayanıyor. Yeryüzünde var olan nesnelerin çok azı, insan ruhunda ağaç kadar derin iz bırakabilmiştir. Uygarlıkla birlikte ağaç, yüzyıllarca estetik bir duygu olarak da gelişti insanda. Ta ki günümüze gelinceye kadar.
|
|
|
Fazıl Hüsnü Dağlarca'dan Yeşil Atlas için özel.
|
|
|
Orman hammaddesi açığı tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de hızla büyüyor. Bu açığı çok eski yüzyıllardan beri doğal ormanlardan karşılıyoruz. Ama ormanlar sonsuz değil ve tehlike çanları çoktandır çalıyor. Yasal önlemleri bir an önce almazsak çok değil 20 yıl sonra kesecek ağacımız kalmayacak ve yaşamın bitimi demek olan çölleşme yaygınlaşacak.
|
|
|
Görünümleri fazla dikkat çekmese de üstlendiği görevler,otları bitki dünyasında çok özel bir yere koyuyor. En temel besinimiz buğdaydan laleye kadar birçok bitki otsular sınıfına giriyor. Büyük çeşitlilik gösteren otsu bitkiler, ülkemizde üç bin dolayındaki endemik tür içinde yüzde 95'lik paya sahip. İki binlerin büyük sorunlarından biri olacak açlığa çözüm, belki de şimdiye kadar kıymetini pek bilmediğimiz otlardan gelecek.
|
|
|
Kimse duymuyor ama Türkiye'nin doğal ve kültürel zenginlik açısından dünyaca ünlü bölgesi Karadeniz çığlık çığlığa. Bölge, ekolojik felaketin eşiğinde duruyor. Böcek istilası, plansız gelişen turizm, tüm kıyı sistemini yok eden otoyol yapımı, milli parklar dahil tüm doğal alanlara düşüncesizce planlanan baraj projeleri, büyüyen yerleşmelerin atık sorunu ve erozyon asla onarılamayacak bir yıkımı beraberinde getiriyor.
|
|
|
Asit yağmurları, Türkiye insanının yabancı olduğu bir kavram. Ama 1970 ve 80'li yıllarda Avrupa ormanlarına çok büyük zararlar veren asit yağmurları, artık bizim ormanlarımız için de söz konusu. Ege ve Akdeniz ormanlarında etkileri görülmeye başlandı. Hava kirliliğinden, sanayiden ve termik santrallerden kaynaklanan asit yağmuru nedir, nasıl oluşur, ne gibi zararları vardır?
|
|
|
Anadolu Heredot'tan 20.yüzyılın başına kadar bir 'meşe denizi' olarak bilinirdi. Bugün ise çölleşme sınırında dolaşan bir coğrafyayla karşı karşıyayız. Türkiye topraklarının ancak yüzde onu verimli ormanlarla kaplı. Ülkemiz, erozyonun her türünün görüldüğü bir 'canlı müze' konumunda. Türkiye'nin yaklaşık yüzde sekseni erozyon tarafından kemiriliyor. Kısacası bulunduğumuz yol çöle açılıyor.
|
|
|
Tahmin ettiğinizden çok daha fazla işe yarar. 'Gerçeğe' ve 'doğal' olana yabancılaşmış günümüz insanının tahmin edebileceğinden çok daha fazla işe şöyle bir düşünün: Çevrenizde ağacın katılmadığı ne var? Soluduğunuz, ciğerlerinize derin derin çektiğiniz havadaki oksijeni yeşil bitkilerden başka üreten var mı?...
|
|
|
Türkiye adeta bir anıt ağaç Müzesi. Anadolu'da mistik, folklorik, tarihsel nedenlerle zarar görmeden varlığını sürdüren pek çok anıt ağaç bulunuyor. Ama ne yazık ki büyük çoğunluğu bilimsel ölçütlerle tespit edilip koruma altına alınmamış durumda. İnsan ve doğanın tarihine tanıklık eden bu 'yeşil devler'in yok olmaması için hızlı ve geniş çaplı çalışmalara acele ihtiyaç var.
|
|
|
|
Ege, Akdeniz, Karadeniz ve Marmara bölgelerindeki anıt ağaçlar.
|
|
|
Orman ekosistemleri karacadan baykuşa, sincaptan solucana binlerce tür hayvanı barındırıyor. Ormanlar yeryüzündeki genetik zenginliğin gelişip en iyi korunduğu alanlar. Ağaca inen her balta, ormanlarımız kadar orman hayvanlarımızı da öldürüyor.
|
|
|
Susamurları bir zamanlar İngiltere'den Çin'e, Akdeniz Havzası'ndan Kuzey kutup bölgelerine kadar, çok farklı coğrafyalarda yaygındılar. Artık onları görebilmek, bir mucize haline geldi.
|
|
|
Dünya, Güneş Sistemi'nin en 'farklı' gezegeni. Mavi Gezegen'in üzerinde yaşamın doğup gelişmesini sağlayan iki neden var: Gezegenimizin konumu ve atmosferi. Bize bitkilerin armağanı olan atmosferde mükemmel denecek madde ve enerji dönüşümleri var. Sera etkisi ve atmosferik pencere denilen iki oluşum, milyonlarca yılda ortaya çıktı ve mükemmel bir denge kurdular.
|
|
|
Atık kâğıtlar, yalnız yerel yönetimlerin değil, tüm insanlığın en büyük sorunlarından biri. Çünkü çevremiz, 'kâğıt dağları'yla dolu: Okuyup attığımız gazete ve dergiler, ambalaj kutuları, beyaz eşya muhafaza kartonları, faks ve printer kâğıtları, davetiyeler, mektuplar ve daha niceleri. İşin acı yanı, bütün bu kâğıt eşyaların ancak bir kullanımlık ömürleri var. Birkaç dakikalık işlevinden sonra hemen çöpe atılıyorlar.
|
|
|
Günümüzden iki bin yıl önce dünya nüfusu sadece 250 milyon iken orman sahası 7.6 milyar hektarmış. Bugün dünya nüfusu 24 kat artarak altı milyara yükselirken, orman sahası 3.4 milyar hektara geriledi. Ayrıca aynı süre içinde orman artımı yılda 18 milyar metreküpten üç milyar metreküpe gerilediği için doğal ormanların tahribi hızlanıyor.
|
|
|
2002 Yılında Kesecek Ağacımız Kalmayacak. Ağaç, ot, orman, erozyon, çölleşme ve açlık birbirleriyle ardışık kavramlar olarak karşımızda duruyor. Grafikten de anlaşılacağı gibi tarım dışı topraklarımızın yüzde 88.7'si erozyon tehdidi altında. Türkiye'de en çok su erozyonu görülüyor ve her yıl yaklaşık 1.5 milyar ton verimli toprağımız akarsular aracılığıyla göl ve deniz gibi su havzalarına taşınıyor.
|
|
|
İnsanoğlu karadaki kaderinin denizlerle ortak olduğunu hâlâ kavramamış görünüyor. Erozyonun mercanları bile tehdit ettiğini birçoğumuz bilmiyor. Dünya üzerindeki canlıların yüzde 80'ini barındıran okyanus ekosistemleri zenginliğini hızla yitirmekte. Daha geçen yüzyıl deniz canlılarının soyunun tükenmesinin mümkün olmadığını söyleyen Lamarck'ın görüşleri çoktan çürüdü.
|
|
|
Türkiye, yürüyüş yolları açısından çok zengin. Ama ne yazık ki bu konuda gerekli çalışmalar yapılmış değil. Fethiye'den Antalya'ya Likya Yolu projesi, bu konuda bir ilki oluşturuyor. Hayranlık verici bir coğrafyada ilerleyen Likya Yolu'nda atılan her adım, insanı tarihte ve doğada biraz daha derine götürüyor.
|
|
|
Son on yıl içerisinde kâğıt tüketiminde büyük bir artış var. Yapılan bir araştırmaya göre son 5 yılda İnternet'in gelişmesiyle Kuzey Amerika'da tüketilen kâğıt oranında yüzde 13 artış görüldü. Bütün dünyada 1982'den beri iki katına çıktı bu oran. Gereksiz ticari mektupların, sayıları hızla çoğalan gazete ve dergilerin bunda çok önemli payı var.
|
|
|
|
|
|